
IR lambaları için gereğinden fazla para ödemeyi bırakın.
Birçok mühendisle konuşuyorum; onlar, ünlü markalı IR lambalardan vazgeçmekten korkuyorlar. Isı yoğunluğunun düşeceğinden veya lambaların bir ay sonra patlayacağından endişe ediyorlar. Bunu PET şişirme ve termoforme işlemlerinde sıkça görüyorum.
Ama işin aslı şu: Yerli kısa dalga IR teknolojisi artık oldukça gelişti. “Premium” markalar artık bir sır değil; sadece bir etiket olmaktan öteye gidemiyor.
Gelin güç konusunu konuşalım.
Üretim süreniz, voltaj ve watt cinsinden belirlenir. Eğer 2500W’lık bir lambayı 400V’de kullanıyorsanız, bu durumda plastiğe saniyeler içinde çok büyük miktarda ısı aktarılır. Yüksek voltaj, akım tüketimini düşürdüğü için, daha fazla lamba kullanılabilir ve panellerin zarar görmesi engellenir.
Eğer ünlü markalı lambalar yerine yerli lambalar kullanmayı düşünüyorsanız, direnci ve watt değerlerini kontrol edin. Eğer bunlar uyumluysa, ısı akışı da aynı olur.
Lambanın içinde ne var?
Kalın duvarlı kuvars cam kullanıyoruz. Neden mi? Çünkü termal şoklar zararlıdır ve lambaların aşırı ısınarak kırılmasını istemeyiz. Ayrıca lambalar halojen gazla doldurulur. Bu sayede filamentin hızla buharlaşması engellenir ve ışık çıkışı binlerce saat boyunca sabit kalır.
Kullandığınız plastiğe bağlı olarak, emisyon spektrumunu değiştirmek için kaplamalar ekleyebiliriz. Böylece ısı doğrudan malzemenin içine girer ve yüzeyi yanmaz.
Montaj konusunda endişelenmeyin. Standart R7 veya Sk15 konektörler kullanıyoruz. Bunlar kolayca takılır; yeniden kablo bağlama gerekliliği yoktur.
Dikkat edilmesi gereken tek şey…
Aynı ısıyı çok daha düşük bir maliyetle elde edebilirsiniz, ancak bir bedeli vardır. Yüksek yoğunluklu ısı, çok fazla çevre ısısı oluşturur. Eğer üretim süresini birkaç saniye kısaltmak için lambaları maksimum seviyede kullanıyorsanız, soğutma sistemlerinin de buna ayak uydurması gerekir. Eğer hava akışı yetersizse, lambalar zarar görebilir. Lambaların soğuk kalması önemlidir; böylece işlevlerini sorunsuz yerine getirebilirler.